Cerebrum Tech’e Göre 2026’da İnsan-Makine İş Birliği Yeni Bir Aşamaya Geçiyor
Cerebrum Tech, AI ekosistemine dair 2025 yılı değerlendirmelerini ve 2026 öngörülerini paylaştı.
Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Cerebrum Tech, yapay zekâ ekosistemine ilişkin 2025 değerlendirmelerini ve 2026 öngörülerini paylaştı. Şirketin analizlerine göre 2025 yılı, yapay zekânın iş süreçlerinin merkezine yerleştiği bir dönemi temsil ederken, 2026’da bu dönüşüm ölçeklenerek insan-makine iş birliğini daha stratejik ve sürdürülebilir bir seviyeye taşıyacak.
Geride kalan yıl, yapay zekânın yalnızca görevleri otomatikleştiren bir teknoloji olmaktan çıkarak insan yetkinliklerini artıran, karar alma mekanizmalarına doğrudan katkı sunan ve kurumsal stratejileri şekillendiren bir bileşene dönüştüğünü ortaya koydu. Küresel ölçekte yapay zekâ harcamalarının 2025’te 1,5 trilyon dolara ulaştığına işaret eden veriler, şirketlerin yüzde 88’inin en az bir iş fonksiyonunda yapay zekâdan faydalandığını gösteriyor.
2025’i Şekillendiren Üç Temel Dinamik
Cerebrum Tech’in değerlendirmelerine göre 2025 yılında üç ana eğilim öne çıktı. Otonom ajanlar, fiyat optimizasyonundan müşteri ilişkileri yönetimine kadar kritik süreçlerde aktif rol üstlenerek verimlilikte yüzde 3 ila 5 aralığında artış sağladı. Bu etki, iş dünyasında yüzde 10’a varan bir büyüme potansiyelini beraberinde getirdi. Küresel projeksiyonlar, önümüzdeki birkaç yıl içinde günlük iş kararlarının ve kurumsal yazılım uygulamalarının önemli bir bölümünün otonom ajanlar tarafından yönetileceğine işaret ediyor.
İkinci başlıkta yapay zekânın operasyonel entegrasyonu öne çıktı. Pazarlama, satış, tedarik zinciri ve BT yönetimi gibi ana iş fonksiyonları, Agentic AI tabanlı çözümlerle yeniden kurgulandı. Müşteri hizmetlerinde işlem sürelerinin ciddi biçimde kısalması ve büyük ölçekli şirketlerin kampanya geliştirme hızlarında kaydedilen artış, yapay zekânın operasyonel etkisini görünür kıldı.
Üçüncü başlık ise sorumlu ve etik kullanım oldu. Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte veri yönetişimi, şeffaflık ve hesap verebilirlik konuları kurumların öncelikli gündem maddeleri arasına girdi. İnsan odaklı ve güvenilir sistemler inşa etme yaklaşımı, teknolojik dönüşümün ayrılmaz bir parçası haline geldi.
2026 Gündemi: Ölçeklenme ve Stratejik İş Birliği
Cerebrum Tech’e göre 2026 yılı, yapay zekânın iş dünyasında temel bir altyapı katmanı olarak konumlandığı bir dönemi temsil edecek. Bu süreçte CPU, GPU ve özel yapay zekâ çiplerini bir araya getiren süper bilgi işlem platformları, büyük veri analitiği ve karmaşık modeller için yeni performans standartları oluşturacak.
Yazılım geliştirme tarafında ise yapay zekâ odaklı bir yaklaşım öne çıkacak. Yazılımlar, en başından itibaren yapay zekâ yetenekleriyle tasarlanacak; daha küçük ve çevik ekiplerin kısa sürede karmaşık çözümler üretmesi mümkün hale gelecek. Otonom yapay zekâ ajanları, çok adımlı süreçleri kendi başlarına yürüterek çalışanları rutin işlerden uzaklaştıracak ve daha stratejik alanlara yönlendirecek.
Bu dönemde insanın rolü, teknolojik ilerlemeye paralel olarak daha da kritik bir nitelik kazanacak. İnsan gözetimi, yönetişim ve bağlamsal muhakeme, yapay zekâ sistemlerinin başarısında belirleyici olmaya devam edecek. Yapay zekâ okuryazarlığı ise 2026 itibarıyla tüm çalışanlar için temel bir yetkinlik haline gelecek.
“Teknolojiyi İnsan İçin, İnsanla Birlikte Geliştiriyoruz”
Cerebrum Tech CEO’su Mustafa Furkan Örs, yapay zekânın geleceğinde insan faktörünün belirleyici rolüne dikkat çekiyor. Örs’e göre 2025, yapay zekânın deneysel bir araç olmaktan çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üreten bir teknolojiye dönüştüğü yıl oldu. Cerebrum Tech’in geliştirdiği Cere Insight ve Cere LLM gibi çözümler, karmaşık iş akışlarını otomatize ederken insanı sürecin merkezinde tutan bir yaklaşım sunuyor. Şirket, 2026’da gerçek iş süreçlerine entegre edilebilen, kurumsal ölçekte güvenle kullanılabilen ve çalışan verimliliğini artıran yapay zekâ ürünlerine odaklanmayı planlıyor.
Cerebrum Tech’in 2026 projeksiyonları, yapay zekâ tartışmasını teknolojik kapasitenin ötesine taşıyarak insan-makine iş birliğinin stratejik boyutuna odaklanıyor. Otonom ajanlar ve süper bilgi işlem platformları, operasyonel hız ve ölçek avantajı sunarken, bu yapının sürdürülebilirliği insan gözetimi ve etik yönetişimle doğrudan ilişkilendiriliyor. 2026’yı belirleyecek asıl fark, yapay zekâyı ne kadar güçlü kullandığımızdan ziyade, onu insan yetkinliklerini tamamlayan bir ortak olarak nasıl konumlandırdığımız olacak. Bu bakış açısı, kurumlar için teknolojik rekabetin yeni parametrelerini de tanımlıyor.






