EY Work Reimagined 2025 Yapay Zekanın İş Dünyasındaki Etkisini Ortaya Koydu
EY’nin gerçekleştirdiği EY Work Reimagined 2025 Araştırması’nın sonuçları yayımlandı.
EY’nin 29 ülkede 15.000 çalışan ve 1.500 işverenle gerçekleştirdiği Work Reimagined 2025 Araştırması, yapay zekânın iş dünyasında hızla benimsendiğini ve yetenek stratejilerinin yeni bir dönüşüm eşiğine geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre çalışanların %88’i günlük iş rutinlerinde yapay zekâ kullanıyor; ancak bu kullanım ağırlıklı olarak bilgi araştırma ve özetleme gibi temel uygulamalarla sınırlı kalıyor. Katılımcıların yalnızca %5’i yapay zekâyı iş yapış biçimlerini dönüştürecek şekilde ileri düzeyde benimsiyor.
Araştırma, çalışanların yapay zekâya yönelik olumlu yaklaşımına rağmen bazı çekincelerin sürdüğünü gösteriyor. Çalışanların %37’si yapay zekâya aşırı bağımlılığın kendi uzmanlık alanlarını zayıflatabileceğini düşünüyor; %64’ü artan performans baskısının son bir yılda iş yüklerini yükselttiğini ifade ediyor. Bununla birlikte çalışanların yalnızca %12’si, yapay zekâ araçlarını etkin kullanmalarını sağlayacak kapsamda eğitim aldığını belirtiyor.
Gölge yapay zekâ kullanımı da küresel ölçekte dikkat çeken bir konu olarak öne çıkıyor. Araştırma, çalışanların %23 ila %58’inin şirket politikalarıyla onaylanmayan yapay zekâ araçlarına yöneldiğini gösteriyor. Bu durum, kurum içi yapay zekâ stratejisi ile çalışan davranışları arasındaki uyumsuzluğun önemli bir göstergesi.
Araştırmanın en kritik bulgularından biri ise yetenek stratejisi ve teknoloji entegrasyonu arasındaki ilişkiyi açık biçimde ortaya koyan “yetenek avantajı” modeli. Öğrenme kültürü güçlü olan, ödüllendirme sistemlerini doğru kurgulayan ve teknoloji entegrasyonunu insan faktörünü merkeze alarak yöneten şirketler, yapay zekâdan dönüşümsel bir değer yaratabiliyor. Bu yapıya ulaşabilen kurumların oranı ise yalnızca %28 düzeyinde.
Çalışan memnuniyetini ölçen küresel “yetenek sağlığı” endeksinin 55’ten 65’e yükselmesi, çalışanların ödüllendirme, kurum kültürü ve gelişim fırsatlarına yönelik algısında iyileşme olduğunu gösteriyor. İşten ayrılma isteği ise %29 seviyesine gerileyerek son dört yılın en düşük noktasına ulaşmış durumda. Bununla birlikte araştırma, yapay zekâ konusunda derin eğitim alan çalışanların haftalık yaklaşık 14 saatlik ek verimlilik elde ettiğini; ancak dış fırsatların cazibesi nedeniyle bu çalışanların iş değiştirme olasılığının %55 daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, araştırmanın mesajını şu sözlerle özetliyor:
“Yapay zekânın iş dünyasındaki varlığı hızla artıyor. Ancak doğru kurgulanmamış modellere entegre edilen teknoloji gerçek potansiyelini açığa çıkaramıyor. Şirketlerin eksik yetenek stratejisi nedeniyle kaybettiği verimlilik artışı yaklaşık %40 seviyesine ulaşıyor. İnsan odaklı dönüşüm bu nedenle kritik bir stratejik gereklilik haline geliyor.”
EY araştırması, yapay zekâ yatırımlarının yalnızca teknik kabiliyetle sınırlı kalmaması gerektiğini net biçimde gösteriyor. Yetenek stratejisi zayıf olan kurumlarda yapay zekâ uygulamaları operasyonel verimliliği artırsa bile sürdürülebilir bir dönüşüm yaratamıyor. Finans ve teknoloji sektörleri için en kritik çıkarım ise “insan + yapay zekâ” ekseninin kurumsal verimliliği belirleyen temel çarpan haline gelmesi. Uzun vadede rekabet avantajı; güçlü eğitim altyapısı, doğru ödüllendirme yapısı, gölge yapay zekâyı azaltan yönetişim modelleri ve sürekli öğrenmeye dayalı bir kültür tarafından şekillenecek. Türkiye’de iş gücü dönüşümüne yönelik stratejik yatırımlar hızlanırken, insan faktörünü merkeze alan yapay zekâ mimarisinin kurumlara orta vadede önemli değer yaratacağı öngörülebilir.






