Yapay Zeka

Martı Türkiye’de Sürücüsüz Paylaşımlı Araç Dönemine Hazırlanıyor

TeknolojiWins Haber Merkezi
  • 13 Temmuz 2026
  • Okuma süresi: 6 dakika
Martı Türkiye’de Sürücüsüz Paylaşımlı Araç Dönemine Hazırlanıyor

Martı, Tensor ile stratejik iş birliğine imza attı.

Martı, ABD merkezli otonom araç teknolojileri şirketi Tensor ile çok yıllı stratejik iş birliğine imza attı. Anlaşma kapsamında Martı’nın, Tensor tarafından geliştirilen Seviye 4 otonom araçları satın alarak Türkiye’deki mobilite platformunda kademeli biçimde hizmete sunması hedefleniyor.

İş birliğiyle birlikte Martı, mevcut ulaşım hizmetlerini yapay zekâ destekli sürücüsüz paylaşımlı araçlarla genişletmeye hazırlanıyor. Planlanan yapı, otonom araçların Türkiye’de şehir içi mobilite hizmetlerine entegre edilmesi açısından dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.

Martı otonom araçları mobilite platformuna ekleyecek

Türkiye’nin 20 şehrinde faaliyet gösteren Martı, geniş kullanıcı ağı, saha operasyonları ve dijital altyapısıyla otonom araçların platform üzerinden yönetilmesini amaçlıyor.

Tensor’un Seviye 4 otonom araçlarının Martı uygulamasına entegre edilmesiyle kullanıcıların gelecekte sürücüsüz araç çağırabilmesi planlanıyor.

Araçların hangi şehirlerde, hangi güzergâhlarda ve hangi takvimle hizmete sunulacağı ise kademeli uygulama süreciyle şekillenecek.

Tensor Seviye 4 otonom araç teknolojisi geliştiriyor

2016 yılında Silikon Vadisi’nde kurulan Tensor, bireysel kullanım ve profesyonel filo operasyonları için Seviye 4 otonom araçlar geliştiriyor.

Seviye 4 otonom sürüş sistemleri, belirlenmiş operasyon koşulları ve coğrafi alanlar içinde aracın insan müdahalesine ihtiyaç duymadan hareket edebilmesine imkân tanıyor.

Tensor, Kaliforniya’da sürücüsüz yolcu taşıyan araçlara yönelik tam sürücüsüz test izinlerinden birine sahip bulunuyor. Şirket, Ağustos 2025’te bireysel kullanıma yönelik kişisel Robocar platformunu tanıtmıştı.

Araç platformu, yerleşik araç paylaşımı özellikleri sayesinde bireysel kullanımın yanı sıra profesyonel filo operasyonlarına da uyarlanabiliyor.

Yapay zekâ araç, yolcu ve filo yönetimini birleştirecek

Planlanan sistemde yapay zekâ, yalnızca aracın sürüş kararlarını yönetmekle sınırlı bir rol üstlenmeyecek. Filo yönlendirme, rota optimizasyonu, araç talep tahmini, bakım planlaması ve yolcu güvenliği gibi süreçlerin de veri odaklı biçimde yönetilmesi gerekecek.

Martı’nın mevcut platform altyapısı, otonom araçların çağrılması, kullanıcı doğrulaması, ödeme, rota planlaması ve araç erişimi gibi işlemlerin tek uygulama üzerinden yürütülmesine zemin hazırlayabilir.

Bu yapı, paylaşımlı mobilite platformlarının araç çağırma hizmetinden otonom filo işletmeciliğine doğru genişlemesini sağlayabilir.

Oğuz Alper Öktem şehir içi ulaşımın geleceğine dikkat çekti

Martı Kurucusu Oğuz Alper Öktem, şirketin teknoloji odaklı ulaşım çözümlerini Türkiye’de kullanıcılarla buluşturmaya odaklandığını belirtti.

Öktem, Tensor ile yapılan iş birliği sayesinde yapay zekâ ile çalışan sürücüsüz paylaşımlı araçları Martı kullanıcılarına sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Yapay zekâ ve otonom sürüş teknolojilerinin şehir içi ulaşımın geleceğini şekillendireceğini vurgulayan Öktem, iş birliğinin Martı’nın mobilite hizmetlerini yeni bir teknoloji katmanına taşıyacağını aktardı.

Tensor küresel otonom mobilite ağını genişletiyor

Tensor CEO’su Dr. Jay Xiao, Martı ile kurulan ortaklığın otonom sürüş teknolojisini daha geniş kullanıcı kitlelerine ulaştırma hedefleri açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

Xiao, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa’da açıklanan iş birliklerinin ardından Türkiye pazarına yönelik ortaklığın şirketin küresel büyüme stratejisini desteklediğini belirtti.

Tensor, güvenli ve ölçeklenebilir otonom mobilite altyapısını farklı ülkelerdeki yerel platformlarla birleştirerek araç teknolojisini daha geniş bir hizmet ağına taşımayı amaçlıyor.

Türkiye’de otonom mobilite için yeni bir test alanı oluşabilir

Martı ve Tensor iş birliği, Türkiye’de otonom araçların gerçek şehir trafiği, yol altyapısı ve kullanıcı davranışları altında test edilmesi açısından yeni bir alan oluşturabilir.

Otonom araçların hizmete alınabilmesi için teknik yeterliliklerin yanında mevzuat, sigorta, veri güvenliği, haritalama, yol güvenliği ve sorumluluk paylaşımı gibi konuların da netleşmesi gerekiyor.

Kademeli uygulama modeli, araçların belirli bölgelerde ve kontrollü kullanım senaryolarında devreye alınmasını mümkün kılabilir.

Martı ve Tensor iş birliğinin teknoloji açısından en önemli boyutu, otonom sürüş sistemlerinin bağımsız bir araç teknolojisinden çıkarılarak dijital mobilite platformuna entegre edilmesi. Gerçek ölçeklenme, aracın kendi kendine hareket etmesinden çok filo yönetimi, ödeme, kimlik doğrulama, haritalama ve uzaktan operasyon sistemlerinin birlikte çalışmasına bağlı olacak. Seviye 4 araçlar belirli operasyon alanlarında yüksek düzeyde otomasyon sunabiliyor. Türkiye’deki uygulamanın başarısını ise yol işaretlerinin kalitesi, yüksek çözünürlüklü harita verileri, sensör performansı, hava koşulları ve karmaşık trafik davranışları belirleyecek. İstanbul gibi yoğun ve öngörülmesi güç trafik ortamları, sistemin algılama ve karar verme yetenekleri açısından güçlü bir sınav niteliği taşıyabilir. Mobilite platformu tarafında bir diğer kritik konu veri altyapısı olacak. Araçlardan gelen kamera, radar, lidar, konum ve sürüş verilerinin düşük gecikmeyle işlenmesi, güvenli biçimde saklanması ve operasyon merkezlerine aktarılması gerekiyor. Bu veri hacmi, güçlü bulut ve uç bilişim altyapısının yanı sıra yüksek kapasiteli bağlantı sistemlerine ihtiyaç yaratacak. Ödeme ve sigorta teknolojileri de sürücüsüz araç modelinin ayrılmaz parçaları arasında yer alıyor. Kullanım bazlı fiyatlama, dinamik sigorta, uzaktan hasar analizi ve araç içi kimlik doğrulama gibi alanlar, otonom mobilite ekosisteminde yeni fintek kullanım senaryoları oluşturabilir. İş birliğinin uzun vadeli değerini araçların ne kadar hızlı satın alındığından çok güvenlik performansı, kilometre başına operasyon maliyeti, araç kullanım oranı ve düzenleyici uyum belirleyecek. Martı’nın en güçlü avantajı, mevcut kullanıcı tabanını ve saha operasyonlarını otonom filo altyapısıyla birleştirebilme potansiyeli olacak.

 

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir