Teknoloji

Yapay Zekada Deneme Dönemi Kapanıyor Ölçekleme Öne Çıkıyor

TeknolojiWins Haber Merkezi
  • 21 Aralık 2025
  • Okuma süresi: 6 dakika
Yapay Zekada Deneme Dönemi Kapanıyor Ölçekleme Öne Çıkıyor

Deloitte, iş dünyasının gündemini belirleyecek Teknoloji Trendleri 2026 raporunu yayımladı.

Deloitte tarafından yayımlanan Teknoloji Trendleri 2026 raporu, yapay zekânın kurumsal teknolojide artık ayrı bir başlık olmaktan çıkarak temel bir altyapı katmanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre şirketler için asıl ayrışma noktası, yapay zekâyı yalnızca süreçlere eklemekten ziyade iş yapış biçimlerini baştan kurgulama becerisinde şekilleniyor.

Raporda, geçen yıl öne çıkan “kanıtlama” ve “deneme” yaklaşımının yerini 2026 perspektifinde ölçeklenebilirlik, etki ve sürdürülebilir değer üretiminin aldığı vurgulanıyor. Önümüzdeki 18–24 ayda iş dünyasının gündemini belirleyecek başlıkların, birbirine bağlı teknoloji trendleri ve bu trendlerin yarattığı bileşik etki üzerinden şekilleneceği öngörülüyor.

Üretken yapay zekâ hızla ölçekleniyor

Rapora göre üretken yapay zekâ çözümleri, yaklaşık 100 milyon kullanıcıya yalnızca iki ayda ulaşarak teknoloji benimseme hızında yeni bir eşik oluşturdu. Yapay zekâ tabanlı yanıtların yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel web sitelerine yönlenen tıklama oranlarında üçte birin üzerinde düşüş kaydedildi. Yapay zekâ platformlarının yönlendirdiği organik trafiğin yüzde 6,5 seviyesine ulaştığı, bu oranın bir yıl içinde yüzde 14,5’e çıkmasının beklendiği belirtiliyor.

Bir diğer dikkat çekici veri ise yapay zekâ girişimlerinin ölçeklenme hızıyla ilgili. Rapora göre bu şirketler, gelirlerini 1 milyon dolardan 30 milyon dolar seviyesine taşıma konusunda SaaS girişimlerine kıyasla yaklaşık beş kat daha hızlı büyüyor. Bu tablo, yatırımcıların ve kurumların odağını denemelerden ziyade hızla etki üreten modellere çevirdiğini gösteriyor.

Otomasyon yeterli görülmüyor süreçler yeniden kurgulanıyor

Teknoloji Trendleri 2026, kurumların yapay zekâdan ölçülebilir fayda sağlayabilmesi için mevcut süreçleri otomatikleştirmekle yetinmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Raporda, inovasyonun yatırım, altyapı ve veri döngüsüyle birlikte bileşik bir hız kazandığı; bu tempoya ayak uydurmak isteyen organizasyonların iş süreçlerini yeniden tasarlamak zorunda olduğu vurgulanıyor.

Bu dönüşüm, teknoloji ekiplerinin rolünü de değiştiriyor. Yapay zekâ iş birliği tasarımı, edge AI mühendisliği ve çoklu sistem orkestrasyonu gibi yeni yetkinlik alanlarının yükselişe geçtiği belirtiliyor. Teknoloji fonksiyonunun, destekleyici birim olmaktan çıkarak doğrudan iş sonuçlarını şekillendiren bir yapıya evrildiği ifade ediliyor.

Yapay zekâ fiziksel dünyaya taşınıyor

Raporda yer alan bulgular, yapay zekânın artık yalnızca dijital ekranlarla sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Endüstriyel robotlar ve otonom sistemler, yapay zekânın somut operasyonel değer ürettiği alanlar olarak öne çıkıyor. Amazon’un bir milyonuncu robotunu devreye alması ve yapay zekâ modeli DeepFleet sayesinde depo içi verimliliğini yüzde 10 artırması, fiziksel yapay zekâ uygulamalarının ölçek kazandığına işaret ediyor.

UBS tahminlerine atıf yapılan raporda, 2035’e kadar iş yerlerinde 2 milyon insansı robotun kullanılacağı ve bu alanın toplam adreslenebilir pazarının 2050’ye kadar 1,4–1,7 trilyon dolar aralığına ulaşacağı öngörülüyor. Bu projeksiyonlar, iş gücü planlaması ve operasyon tasarımının yeniden ele alınmasını gündeme taşıyor.

Ajantik sistemlerde pilot aşamadan üretime geçiş zorlanıyor

Raporda, birçok kurumun ajantik yapay zekâ yaklaşımlarında pilot uygulamalardan üretim seviyesine geçmekte zorlandığına dikkat çekiliyor. Deloitte anketine göre kuruluşların yalnızca yüzde 11’i ajantik sistemleri ölçekli şekilde kullanıyor. Yüzde 38’i pilot aşamasında ilerlerken, yüzde 42’si hâlen yol haritası oluşturma sürecinde bulunuyor. Resmi bir stratejiye sahip olmadığını belirten kuruluşların oranı ise yüzde 35 seviyesinde.

Önümüzdeki iki yıl içinde kuruluşların yüzde 64’ünün yapay zekâ yatırımlarını artırmayı planladığı belirtilirken, teknoloji bütçeleri içinde yapay zekânın payının ortalama yüzde 8’den yüzde 13’e çıkması bekleniyor. Bu artış, yönetişim ve maliyet yönetimi konularını da ön plana çıkarıyor.

Altyapı ve güvenlik stratejileri yeniden şekilleniyor

Raporda, yapay zekâ çıkarım maliyetlerinin iki yılda 280 kat düşmesine rağmen kullanım hacminin hızla artması nedeniyle toplam harcamaların büyüdüğü vurgulanıyor. Bu durum, bulut maliyetlerinin kritik eşiklere yaklaşmasına neden olurken; kurumların bulut, kurum içi ve edge bileşenlerini birlikte değerlendiren hibrit mimarilere yöneldiği aktarılıyor.

Güvenlik tarafında ise yapay zekânın hem yeni riskler hem de savunma imkânları yarattığı belirtiliyor. Kimlik güvenliği ve şifresiz doğrulama uygulamalarının CISO gündeminde üst sıralara yükseldiği ifade edilirken, 2028’e kadar yapay zekâ sistemlerinde kullanılan verilerin yüzde 80’inin sentetik olacağı öngörülüyor.

Yapay zekâ artık temel altyapı katmanı

Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl, rapora ilişkin değerlendirmesinde yapay zekânın iş dünyasında elektrik benzeri bir altyapı katmanına dönüştüğünü belirtiyor. Göl’e göre rekabet avantajı, gelişmiş teknolojiyi edinmekten çok; bu teknolojiyi süreçlere nasıl entegre edildiği, yatırımların iş çıktılarıyla nasıl ilişkilendirildiği ve organizasyonların ne hızla uygulamaya geçtiğiyle belirleniyor.

Raporda çizilen genel tablo, yapay zekâda başarının kademeli iyileştirmelerle değil; sürekli evrim, güçlü yönetişim ve cesur yeniden tasarımlarla mümkün olacağını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde şirketler için asıl soru, hızla büyüyen bu kapasitenin nasıl yönetileceği ve sürdürülebilir şekilde nasıl ölçekleneceği olacak.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir