Yapay Zeka Satın Alma Kararlarında Yükseliyor
EY, Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026 araştırmasını yayımladı.
EY’ın Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026 araştırması, yapay zeka destekli satın alma deneyimlerinin yaygınlaştığını ancak tüketicilerin karar yetkisini seçici biçimde devrettiğini gösteriyor. Küresel ölçekte 5.000 tüketiciyle gerçekleştirilen araştırmaya göre şeffaflık, somut değer ve güven, markalarla kurulan ilişkinin temel belirleyicileri haline geliyor.
EY tarafından yayımlanan Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026, tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin dijitalleşme ve yapay zeka etkisiyle yeniden şekillendiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre tüketiciler, rutin ve düşük riskli işlemlerde yapay zekaya daha fazla alan açarken kişisel tercihler ve satın alma kararlarında kontrolü ellerinde tutmayı tercih ediyor.
EY bu yaklaşımı “tüketici izni ekonomisi” olarak tanımlıyor. Yeni modelde tüketiciler, verilerinin kullanılması ve kendi adlarına işlem yapılması için markalara sınırsız yetki vermek yerine somut fayda, şeffaflık ve güven karşılığında geri alınabilir bir yetki tanıyor.
Dijital Yoğunluk Tüketiciyi Daha Seçici Yapıyor
Araştırmada tüketici davranışlarını şekillendiren üç temel gerilim öne çıkıyor.
Katılımcıların yüzde 65’i dijital yoğunluk nedeniyle bunalmış hissettiğini belirtirken, iyi olma halini destekleyecek yapay zeka çözümlerine yönelik ilginin arttığı görülüyor.
Özellikle genç tüketiciler ekran süresini azaltmaya çalışırken, markalardan topluluk hissini ve aidiyeti güçlendiren deneyimler bekliyor.
İkinci önemli başlık harcama davranışlarında görülüyor. Ekonomik belirsizlikler tüketicileri daha kontrollü harcamaya yöneltirken küçük ödüllere duyulan ihtiyaç devam ediyor.
Finansal açıdan zorlanan tüketicilerin yüzde 59’u kendini ödüllendirmek için daha uygun fiyatlı alternatifleri tercih ediyor. Katılımcıların yüzde 45’i ise günlük yaşamını kolaylaştıran çözümler için daha fazla ödeme yapabileceğini belirtiyor.
Şeffaflık Güvenin Temel Şartı
Araştırmanın üçüncü başlığı yetki devri ve güven ilişkisine odaklanıyor.
Tüketicilerin yüzde 92’si şeffaf uygulamalar sunan markaları tercih ediyor. Yüzde 95’i satın alma öncesinde somut değer kanıtı görmek isterken, yüzde 93’ü karar vermeden önce bilgileri farklı kaynaklardan doğruluyor.
Katılımcıların yüzde 89’u marka reklamlarından çok diğer tüketicilerin deneyimleri ve yorumlarına güveniyor.
Bu sonuçlar, markaların yalnızca görünürlük ve erişim üzerinden rekabet ettiği dönemin yerini daha güçlü kanıt, açıklanabilirlik ve güven beklentisine bıraktığını gösteriyor.
Yapay Zekaya Koşullu Yetki Veriliyor
Tüketicilerin yapay zekaya yaklaşımı kullanım alanına göre önemli ölçüde değişiyor.
Araştırmaya göre küresel ölçekte tüketicilerin yüzde 36’sı ödeme sırasında indirimlerin yapay zeka tarafından otomatik uygulanmasını istiyor.
Buna karşılık rutin satın alma kararlarının tamamen yapay zekaya bırakılması konusunda tüketiciler daha temkinli davranıyor.
Yapay zekanın daha yaygın kullanıldığı pazarlarda benimsenme oranı yüzde 94’e kadar çıkarken, her dört tüketiciden biri kendi adına karar verebilen otonom yapay zeka araçlarını deneyimlediğini belirtiyor.
Bulgular, tüketicinin teknolojiyle deneyimi arttıkça yapay zekaya verdiği yetkinin de genişleyebildiğine işaret ediyor.
Markalar İçin Yeni Rekabet Alanı Güven
EY Eurasia Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Yusuf Bulut, tüketicilerin artık markalara veri kullanımı ve kendi adlarına hareket etme konusunda koşullu yetki verdiğini söyledi.
Bulut, dijital yoğunluk ve artan şüpheciliğin markalar açısından şeffaflık, somut değer ve güveni daha önemli hale getirdiğini belirtti.
Şirketlerin yapay zeka yatırımlarını müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan, gerektiğinde insan etkileşimini devreye alan ve hesap verebilir deneyimlerle birleştirmesi gerektiğini vurgulayan Bulut, teknolojinin yalnızca verimlilik aracı olarak ele alınmasının yeterli olmayacağını ifade etti.
Araştırmanın fintek tarafındaki en önemli mesajı, yapay zekanın finansal karar süreçlerine girişiyle birlikte “izin” kavramının daha kritik hale gelmesi.
Ödeme sırasında en uygun indirimin otomatik uygulanması ya da rutin işlemlerin hızlandırılması tüketici açısından doğrudan değer yaratıyor. Ancak yapay zekanın ödeme, kredi, yatırım veya harcama kararlarında daha geniş yetki alması, açıklanabilirlik ve kontrol mekanizmalarını da beraberinde getiriyor.
Finansal hizmetlerde önümüzdeki rekabet yalnızca en gelişmiş yapay zeka modeline sahip olmak üzerinden şekillenmeyecek. Kullanıcının hangi verisinin işlendiğini görebildiği, yapay zekaya verdiği yetkiyi kolayca değiştirebildiği ve gerektiğinde insan desteğine dönebildiği ürünler daha güçlü bir güven ilişkisi kurabilir.
Agentic commerce ve otonom finans uygulamaları yaygınlaştıkça izin yönetimi, kimlik doğrulama, açık rıza ve işlem sınırları finansal teknolojilerin temel ürün bileşenleri arasına daha güçlü biçimde girecek.






